MAİS Genel Müdür Yardımcısı Levent Timur, Renault’un genişleyen hafif ticari araç gamını, Master ailesinin yeni üyelerini ve iki haneli pazar payı hedeflerini Auto Ticari için değerlendirdi.
Daralan ticari araç pazarında artan pay
2026 yılının ilk dokuz ayında Türkiye hafif ticari araç pazarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 daralarak 175 bin 488 adet seviyesine geriledi. Eylül ayında ise daralma yüzde 10,4’ü buldu. Bu zorlu pazar koşullarına rağmen Renault, pazar payını artırmayı başardı. Ocak–eylül döneminde 7.300 adet satışla yüzde 4,2 pazar payına ulaşan marka, eylül ayında bu oranı yüzde 4,5’e çıkardı.

MAİS Genel Müdür Yardımcısı Levent Timur, bu performansı şu sözlerle özetliyor: "Renault olarak binek otomobil pazarı ve toplam otomotiv pazarında lideriz. Bu başarımızı hafif ticari araç pazarına da taşımak istiyoruz. Hafif ticari araçları önemli bir büyüme alanı olarak görüyoruz. Ticari araç müşterisinin beklentileri ve pazar dinamikleri binek araçtan farklı. Kullanıcıların aracınızı tanıması, kullanması ve güvenmesi çok önemli. 2026 yılı tekrar müşterilerimize ulaşmaya çalıştığımız, müşterilerimizin tekrar araçlarımızın tecrübe ettiği, hatırladığı bir yıl oluyor. Bu açıdan genişleyen ürün gamımızla ve pazardaki sürekliliğimiz ile satışlarımızı ve pazar payımızı artırmayı amaçlıyoruz. 2026 yılında uzun bir aradan sonra Master ailemize eklediğimiz minibüs ve açık kasa kamyonet seçenekleri de bu hedefin önemli bir parçası. Farklı iş kollarının ihtiyaçlarına daha kapsamlı ve doğrudan çözümler sunarak Renault’yu hafif ticari araç müşterileri için daha güçlü ve daha fazla tercih edilen bir marka haline getirmek istiyoruz.”

Master aile minibüs ve kamyonetle genişledi
Renault, uzun bir aradan sonra Master ailesine eklediği minibüs ve açık kasa kamyonet seçenekleriyle farklı iş kollarının ihtiyaçlarına garantili çözümler sunmaya başladı: Uzun süredir beklenen Master Minibüs, 16+1 Personel ve Okul paketi seçenekleriyle özellikle iç ve dış tasarımıyla kullanıcılardan tam not aldı. Master Kamyonet ise L2/L3 tek kabin ve L3 çift kabin seçenekleriyle sunuluyor. Bu modelin en büyük ezber bozan özelliği, üst yapısının doğrudan Renault tarafından tamamlanarak fabrikadan "kullanıma hazır" çıkması. Müşteriyi ek bir üstyapı sürecinden kurtaran bu sistem, hem zaman hem de maliyet avantajı yaratıyor. Renault, bu güveni taçlandırmak adına üstyapılar için de 3 yıl veya 100 bin kilometreye kadar üretici garantisi sağlıyor.
Timur: “Olumlu geri dönüşler bizi motive ediyor”
Burada da hem bayilerden hem de müşterilerden gelen geri bildirimlerin oldukça olumlu olduğunu kaydeden Levent Timur, sözlerine şöyle devam etti: “Yakıt tüketimi, sağlamlık, kasanın kullanım kolaylığı gibi alanlarda memnuniyetini dile getiriyorlar. Yeni model ile artırılan manevra kabiliyeti de kullanıcılar tarafından beğeniyle karşılanıyor. Bu tip dönüşler almak bizleri de motive ediyor.

Yeni versiyonların Master satışlarına katkısını orta vadede daha net değerlendirebileceğiz. İlerleyen süreçte minibüs ve açık kasa kamyonet versiyonlarının toplam Master satışları içindeki önemli bir pay almasını bekliyoruz. Bu modellerle Master’ın pazardaki erişimini genişletirken Renault’nun hafif ticari araçlardaki büyüme hedefini de destekliyoruz.”
Hafif ticari araçlarda müşterilerin ihtiyaçları standart araç konfigürasyonlarının ötesine geçebildiğini kaydeden Timur, özellikle minibüs, kamyonet ve özel amaçlı araçlarda üstyapı çözümlerinin, aracın günlük operasyonlara uygun hale getirilmesinde önemli rol oynadığını söyledi.

"Üst yapıcılar bizim iş ortaklarımız"
Kullanıcının araçtan memnuniyetini aracın kalitesi kadar üstyapının da ne kadar başarılı olduğunun belirlediğini ifade eden Timur, “Bu nedenle üstyapı ekosistemini ticari araç stratejimizin tamamlayıcı bir parçası, üst yapıcıları da iş ortaklarımız olarak görüyoruz. Türkiye’de birçok üst yapıcıyla çalışıyoruz. Bu sene yine Master grubunda minibüs, dolmuş gibi dönüşümlere uygun bir versiyonumuzu ürettik. Yine Master grubunda arkadan itişli versiyonlarımızı sunduk. Bu gelişmeler de üst yapıcılar ile ilişkilerimizi kuvvetlendirmeye devam ediyor. Açık Kasa Kamyonet ve Minibüs dönüşümleri ise doğrudan Türkiye’de Renault tarafından onaylanmış üst yapıcılar tarafından gerçekleştiriliyor. İş birliklerimizde kalite, güvenlik, kullanım amacına uygunluk ve satış sonrası destek önceliklerimiz arasında yer alıyor” dedi.

Hafif ticari araçta hedef; çift haneli pazar payı
Avrupa’da ticari araç pazarında büyük başarılara imza atan Renault’nun, Türkiye'de binek segmentindeki lider olduğunu söyleyen Timur, orta-uzun vadede hedeflerinin bu iki uzmanlığı bir arada buluşturmak ve hafif ticari araç pazar payını iki basamaklı sayılara taşımak olduğunu açıkladı.

Trafic E-Tech Türkiye’ye 2027 sonunda gelebilir
Levent Timur, elektrikli platform üzerinde geliştirilen ve 2027 Uluslararası Yılın Ticari Aracı Ödülü’nü (IVOTY) kazanan Trafic E-Tech’in Türkiye’de ne zaman pazara sunulacağıyla ilgili soruyu ise şöyle yanıtladı: “Elektrikli hafif ticari araçların gelişimini sektörün geleceği açısından önemli bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. Trafic E-Tech gibi modeller, özellikle şehir içi dağıtım, belirli güzergâhlarda çalışan filolar ve günlük kullanım mesafeleri öngörülebilen işletmeler için fırsatlar sunabilir.
Renault’nun hafif ticari araç ürün gamını geliştirirken yeni teknolojileri ve değişen müşteri ihtiyaçlarını da yakından takip ediyoruz. Bununla birlikte Türkiye’de bir modelin satışa sunulmasına karar verirken müşteri talebi, şarj altyapısı, toplam sahip olma maliyeti ve operasyonel ihtiyaçlar gibi birçok faktörü birlikte değerlendiriyoruz.
Pazarın ve talebin şu aşamada yeterli olgunlukta olmadığını, 2027 sonrasında biraz daha olgunlaşabileceğini ve bu yüzden Trafic E-Tech’in Türkiye lansmanını 2027 yılı sonunda yapabileceğimizi değerlendiriyoruz.”

Elektrikli ticari araç pazarının gelişmesi için çoklu yaklaşım şart
Timur, Türkiye’de elektrikli ticari araç pazarının istenen hızda gelişmemesiyle ilgili şunları söyledi: “Elektrikli ticari araçların yaygınlaşması, yalnızca araçların özelliklerine değil, işletmelerin günlük operasyonlarına ne ölçüde uyum sağladıklarına da bağlı. Ticari araçlar birçok işletme için işin devamlılığını sağlayan temel araçlar olduğundan, dönüşüm kararında ekonomik sürdürülebilirlik ve operasyonel verimlilik belirleyici oluyor.
Müşteriler açısından ilk yatırım maliyeti, menzil, şarj imkanlarına erişim ve şarj süresi öne çıkan konular. Gün boyunca yoğun çalışan işletmeler, elektrikli araca geçmeden önce operasyonlarını kesintisiz sürdürebileceklerinden emin olmak istiyor. Buna karşılık sabit güzergahlarda çalışan ve kendi şarj imkanına sahip işletmeler için elektrikli ticari araçlar daha uygun bir seçenek olabiliyor.
Üreticiler olarak sorumluluğumuz, farklı kullanım ihtiyaçlarına yanıt veren araçlar geliştirmek ve menzil, şarj performansı, dayanıklılık ve satış sonrası hizmetler gibi konularda müşterilerin beklentilerini karşılamak. Ticari araçlarda aracın hizmet dışında kaldığı süre doğrudan maliyet yaratabildiği için güvenilirlik ve servis desteği de büyük önem taşıyor.
Kamu tarafında ise şarj altyapısının yaygınlaştırılması, ticari araçların kullanımına uygun şarj çözümlerinin geliştirilmesi ve elektrikli araç yatırımlarının daha öngörülebilir hale getirilmesi önemli. Üreticilerin sunduğu ürünler, müşterilerin ihtiyaçları ve altyapı yatırımları birbirini desteklediğinde elektrikli hafif ticari araçlara geçişin hızlanacağını düşünüyoruz.”




