Küresel olarak yüzde 10’lara yaklaşan elektrikli araçların payı katlanarak artarken, 2030'a ulaşıldığında endüstrinin geleceği büyük ölçüde şekillenmiş olacak.

Dünya ve Türkiye gündeminin ilk sıralarında yer alan enerji dinamikleri ve iklim açısından büyük önem taşıyan elektrikli araçlar konusu, Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) tarafından İstanbul’da düzenlenen “Dünyada ve Türkiye’de Elektrikli Araçlar Görünümü” başlıklı konferans ve panelde ele alındı. Elektrikli araçların, enerji ve iklim geleceğindeki rolünün ve gelişim perspektiflerine ilişkin öngörülerin paylaşıldığı konferansta, ayrıca IICEC tarafından Türkiye’de bir ilk olarak gerçekleştirilen, “Türkiye Elektrikli Araçlar Görünümü” raporunun lansmanı da yapıldı.

Yeni Nesil FUSO eCanter Tanıtıldı Yeni Nesil FUSO eCanter Tanıtıldı

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol, “Dünyada elektrikli araçlar konusunda hızlı bir gelişim görülüyor. 2018-2019 döneminde dünyada satılan her yüz arabanın iki tanesi elektrikli arabaydı. Bugün bunun yüzde 2’den yüzde 10’lara yaklaştığını görüyoruz. Elektrikli otomobil üretimindeki en önemli kalemlerden biri de batarya. Mevcut kapasitede 2030 yılına kadar 10 katı kadar bir büyüme bekleniyor” dedi.

Bataryadaki Gelişmeler Belirleyici Olacak

Hükümetlerin yeni teknolojiler vermesi gerekin desteğin hayati bir unsur olduğunu açıklayan Birol, elektrikli araç üretimindeki en önemli unsurlardan birinin batarya olduğunu belirterek konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Mevcut kapasitede 2030 yılına kadar 10 katı kadar bir büyüme bekleniyor. Özellikle lityum iyon bataryalarda Avrupa’dan Asya’ya, Asya’dan Amerika’ya kadar ciddi bir artış var. Kritik madenlere imalat sırasında ihtiyaç var. Bunlardan bir tanesi lityum, bir tanesi manganez, diğer bir tanesi ise kobalt. Bunların hepsi dünyanın birçok yerine dağılmış durumda. Ama dörtte üçü sadece birkaç ülkede odaklanmış durumda. Bunu, enerji arz güvenliğinden ayrı tutmak mümkün değil. Kritik minerallere bağımlılık ciddi bir sorun. Ayrıca sadece minerallerin nerede olduğu değil, nerede işlendiği de önemli. Şu anda rafine kapasitesinin yüzde 90’ı tek bir ülkede, yani Çin’de. Birçok ülke, Uluslararası Enerji Ajansı önderliğinde yeni bir kritik enerji arz güvenliği sistemi kurmak için birbirleri ile müzakere ediyorlar.

Eğer ülkeler iklim değişikliği taahhütlerini yerine getirirse lityum talebi 10 yıl içince 7 misli artacak. Bu muazzam bir artış ve fiyatlar da yukarıya doğru gidecek. Birçok ülkenin kritik mineraller rezervleri var ama şimdiye kadar hiç üzerinde çalışmamışlar. Kanada, ABD, Avrupa, Avustralya gibi ülkeler yeni kanunlar çıkartıp, bu lityum madenlerini ya da nikel madenlerinin hepsini çıkartmaya çalışıyorlar. ABD’de çıkmak üzere olan ama hala çıkmayan ikinci ekonomik toparlanma yasası çıkarsa, elektrikli araba talebinde de çok hızlı bir artış olacak. Bu da lityum ve diğer kritik mineraller konusunda yukarı doğru baskı yaratabilir.

Elektrikli Araçlarla İlgili Kaygılar Azalıyor

TOGG CEO’su Gürcan Karakaş da oyunun kurallarının değiştiğini söyledi ve elektrikli araçlarla ilgili kaygıların azalmaya başladığını kaydederek, “Enerji sektörü, otomobil dünyası ve teknoloji dünyası üçgeni arasında kurallar değişmekte. Teknoloji olarak, elektrikli araçları ilgilendiren kısmında bazı kaygı ve sorunlar çözülmüş durumda. Maliyetler hızla düşüyor, menzil kaygısı çözülmüş durumda. Ayrıca hızlı şarjla artık, yarım saatin altında bataryanın yüzde 80’nini rahatlıkla şarj edebiliyoruz. Bununla birlikte sektörün cirosu da karlılığı da büyümeye devam ediyor. 2035’e baktığımızda, yeni nesil araçlarla ortaya çıkan veri bazlı iş modelleri ile büyüyen bir karlılık alanı var. Bugünden yüzde 40’lık alan için ürün geliştirmeye başlamazsak, oradaki yerimizi almaya hazırlanmazsak, karlılığımız açısından sıkıntıya gireceğiz demektir. Burada devletlerin rolü büyük önem taşıyor. Tüm dünyada baktığımızda bunu en erken görenler, Çinliler oldu. Ama ülkemizde de devletimizin desteğiyle ve elektrifikasyona geçiş vizyonu ile hızlı bir şekilde biz de ilerliyoruz” dedi.

Elektriğe Geçiş Otomobilden Sonra Hafif Ticari Araçla Devam Edecek

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Haydar Yenigün ise, otomotiv endüstrisinin Türkiye ekonomisi içindeki önemine vurgu yaparak bu durumun devam etmesi için AR-GE yatırımlarının gerekliliğine vurgu yaptı.

Türkiye’nin Avrupa’da otomobilde üretim açısından 6’ncı, ticari araçta 2’inci, toplamda ise 4’üncü sırada olduğunu belirten Yenigün, elektrikli araçlarla ilgili ise şunları söyledi: “Artık müşteriler, dünyamızı korumayı öncelikli bir madde olarak, biz üreticilerin önüne koyuyor. Ayrıca bağlantılı araçlar, otonom araçlar ve aynı zamanda paylaşıma uygun araçlar, dolayısıyla elektrikli araçlar istiyorlar.

2030 yılına geldiğimizde bunların tamamı hayata geçmiş olmak zorunda. Çünkü Yeşil Mutabakat bize net bir tarif yapıyor ve ülkeler de bunun altına imza atıyorlar. Aslında OSD üyelerinin birçoğu 2030 yılı geldiğinde otomobil üretimlerinin neredeyse tamamını elektriğe çevirmiş olacaktır. Çünkü Türkiye otomotiv sanayi, yüzde 85’in üzerinde Avrupa’ya ihracat yapıyor. Bu, bizim için olmazsa olmaz. Önce otomobiller, hemen ardından hafif ticari araçlar, hemen ardından da kamyonlar ve otobüsler gelecek. Onların işleri ise, biraz daha sıkıntılı. Zira, hidrojenin sisteme girmesini beklemek durumundalar. Neticede nötr olma hedefleri, üç aşağı beş yukarı 2040 yılında bitecek.

Türkiye’nin hedeflediği tarihin çok öncesinde otomotiv sektörü olarak, bunu gerçekleştirmiş olacağız. Bizimle doğrudan ilgili olan bir konu da şarj istasyonları. Neredeyse otomotiv endüstrisinin teknolojisi kadar enteresan bir teknolojik gelişim var. Burada dijital teknolojilere ihtiyacımız var. Ayrıca, blockchain olamadan bu döngüsel ekonomiyi kontrol etmeniz mümkün değil. Yani bir pili, bataryayı ürettiğiniz zaman onu takip etmeyi sağlarsanız, döngüsel ekonominin doğru çalışmasını sağlayabilirsiniz. Tüm bunlar için mevzuatın değişmesi, geçiş planımızın olması, teşvik mekanizmaları ve Türkiye’ye özgü olarak, söyleyeceğim vergi politikasının ciddi şekilde yeniden yapılandırılmasından bahsediyorum. Bunların hepsi ciddi şekilde kanun koyucular tarafından yönlendirilmesi gereken konulardır.”

2030’a Kadar Petrol Faturasında 2,5 Milyar Dolar Tasarruf Mümkün

Konferansta IICEC tarafından hazırlanan “Türkiye Elektrikli Araçlar Görünümü” raporunun sunumunu yapan IICEC Direktörü Bora Şekip Güray ise elektrikli araçlara geçişin emisyon değerlerine ve enerji maliyetlerine yapacağı katkı üzerine konuştu.

Güray konuşmasında şu bilgilere yer verdi: “2030 yılında elektrikli araçların yeni satışlarda üçte birin üzerinde paya ve toplam elektrikli araç parkının 2 milyona ulaştığı Yüksek Büyüme Senaryosunda; elektriğin petrolü ikamesiyle petrol faturasında 2021 fiyatlarıyla 2,5 milyar dolar tasarruf sağlanabiliyor. Petrol tüketiminde temiz elektrik ile sağlanan bu tasarruf, Türkiye’nin büyük oranda ithalatçı olduğu petrol arzında, fiyat dalgalanmalarından kaynaklı riskleri azalttığı gibi enerji güvenliğini güçlendirme hedeflerini de destekliyor. Bu senaryoda, aynı zamanda Türkiye emisyon envanterinde ikinci sırada bulunan karayolu ulaşımı emisyonları da 2030 yılından önce düşmeye başlayarak, net-sıfır emisyona sahip bir enerji geleceği vizyonunu ve temiz enerji dönüşümü perspektifini destekler hale geliyor.”

Sektörün Önde Gelen İsimleri Panelde Konuştu

Konferanstan sonra Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Enerji Sektörü Ülke Bölüm Müdürü Mehmet Erdem Yaşar’ın moderatörlüğünde Zorlu Enerji CEO’su Sinan Ak, Shell Ülke Başkanı Ahmet Erdem, Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) Genel Sekreteri Özge Özden, SiRo Genel Müdürü Özgür Özel ile EUROGIA ve Eşarj’da Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yürüten Murat Pınar’ın konuşmacı olarak yer aldığı panel düzenlendi.