Türk uluslararası taşımacılık sektörünün en kronik sorunlarından biri olan sürücü vizelerinde yaşanan son gelişmeler taşımacıları isyan ettirdi. Türkiye’nin en büyük ticari partneri olan Avrupa Birliği ülkelerine konu olan ticaretin taşımalarında karayolunun en çok kullanılan taşımacılık modu olmasına rağmen araçlar için geçiş belgeleri, TIR sürücüleri için de vize sorunu sektörün canını yakmaya devam ediyor.
UND üyelerinden gelen birkaç gün içinde en az 150 sürücünün 90 gün kalış sürecini ihlal etmesi nedeniyle özellikle Almanya, İtalya, Bulgaristan tarafından vize ihlali sebebiyle giriş yasağıyla karşılaşarak Türkiye’ye geri gönderilmesi uluslararası taşımacılık sivil toplum kuruluşlarını isyan ettirdi.
Dernekler, Schengen bölgesinde uygulanan 90 gün kalış kuralının sert bir şekilde uygulanması ve sınır geçişlerinde yaşanan gecikmelerle bu sürenin verimsiz bir şekilde harcanması ve TIR kuyruklarının uluslararası ticarete vurduğu darbeyi ortak bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu.

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) ev sahipliğinde 22 Ekim 2026 tarihinde düzenlenen toplantıya UND Başkanı Şerafettin Aras, İkinci Başkan Ergun Bilen, Başkan Yardımcısı Yusuf İlboğa, Yüksek Haysiyet Divanı Üyesi Ahmet Yayman ve Yönetim Kurulu Üyesi Ferhan Demirel'in yanı sıra, UTİKAD Başkan Yardımcısı Yüksel Kahraman, Evden Eve Nakliyeciler Derneği (END) Başkanı Erdoğan Bağlar, Ağır Nakliyeciler Derneği (AND) Başkanı Salih Kodaman, Likit ve Dökme Ürün Taşımacılar Derneği (LİKİTDER) Genel Sekreteri Ayhan Özekin, Gümrüklü Antrepo İşletmeciler Derneği (GAİD) Başkan Yardımcısı Gökhan İskender, TÜMKONDER Başkanı İsmet Atalay ve DEİK İş Konseyi Başkanı Fatih Şener katılım sağladı.
Sektör temsilcileri adına açıklamalarda bulunan UND Başkanı Şerafettin Aras, sahadan gelen güncel verilerin tablonun vahametini ortaya koyduğunu vurguladı. Bazı Avrupa sınır kapılarında TIR kuyruklarının 16 kilometreye ulaştığını ve bekleme sürelerinin 6-7 günü bulduğunu belirten Aras, “Bekleyen yalnızca TIR’lar değildir. Türkiye’nin ihracatıdır, Avrupa’nın üretimidir. Siparişini bekleyen alıcı, ürüne ulaşmayı bekleyen vatandaştır. Günlerce ailesinden uzakta, aracında yaşamak zorunda kalan sürücüdür. Bu tablonun bedelini ne yazık ki insanlar ödemektedir” dedi.
Kuyrukta geçen günler vizeyi tüketiyor
Sürücülerin sınır kapılarında, tamamen kendi kontrolleri dışında geçirdikleri 6-7 günlük bekleme sürelerinin Schengen kalış süresinden (90 gün) düşüldüğüne dikkat çeken Aras, toplantıda, bu durumun ticaretin önünde aşılmaz bir engele dönüştüğünü söyledi. Aras, yükleme ve boşaltma gecikmelerinin de aynı süreyi tükettiği, böylece sürücünün bir sonraki seferleri için kullanabileceği günlerin haksız yere azaldığı vurguladı.

Aras, “TIR sürücüsü turist değildir. Profesyonel sürücüler Avrupa’ya tatil için gitmiyor; fabrikaların üretimini, işletmelerin tedarikini ve ticaretin devamlılığını sağlıyor. Türkiye ve Avrupa’nın ticaretini taşıyan sürücülere, mesleklerine uygun ayrı bir vize ve kalış rejimi acilen sağlanmalıdır” çağrısında bulundu.
Basın toplantısında, Aras, Türkiye'den yola çıkan bir TIR'ın aynı zamanda Avrupa'da yerleşik bir üreticinin yükünü taşıdığı hatırlattı. Sınırdaki bekleyişlerin yalnızca Türk ihracatçısının maliyetini artırmakla kalmadığını; aynı zamanda Avrupalı alıcının üretim planlarını aksattığı, artan lojistik maliyetlerinin ise doğrudan Avrupalı tüketiciye enflasyon olarak yansıdığını belirtti:
Aras’ın konuşmasından notlar:
“Bugün buradan açıkça söylüyoruz: Profesyonel TIR sürücüleri için yeni mevzuat istiyoruz. Sürücüyü işinden, ticareti yolundan alıkoyan bu engeller sona ermek zorundadır!”
İki tarafın fabrikaları birbirine bağlı
“Avrupa Birliği, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağıdır. Türkiye de AB’nin beşinci büyük ticaret ortağıdır. 2025 yılında karşılıklı mal ticaretimiz 217,6 milyar avroya ulaştı.Türkiye’nin ihracatının yüzde 42,7’si AB ülkelerine yapıldı. Aynı yıl AB, Türkiye’ye 114,3 milyar avroluk mal sattı. Türkiye’den 103,3 milyar avroluk mal aldı. Türkiye’nin Avrupa’ya ihtiyacı vardır. Avrupa’nın da Türkiye’ye ihtiyacı vardır. İki tarafın fabrikaları birbirine bağlıdır. Üretim hatları birbirini tamamlar. Siparişler iki yönde hareket eder.”
Türkiye’nin Yüzde 15 ihracatını AB şirketleri yapıyor
“Üstelik Türkiye’de Avrupa sermayesiyle üretim yapan şirketler var. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, AB’nin Türkiye’deki yatırımları, 2025 yılında Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 15,5’ini gerçekleştirdi. Dolayısıyla Türkiye’den çıkan bir TIR, bir Avrupa şirketinin Türkiye’de ürettiği malı taşıyor olabilir. Avrupa’daki aynı grubun fabrikasına parça götürüyor olabilir. Böyle bir durumda Avrupa, kendi şirketinin malını getiren TIR’ı kendi kapısından geri çevirmiş oluyor.”
Mal dolaşımı serbestken sürücüyü durduramazsınız!
“TIR’lar uçarak gitmiyor. Sürücüsü sınırdan geçemeyen aracın yükü, kendiliğinden fabrikaya ulaşmıyor. Gümrük Birliği kapsamındaki malın dolaşımını serbest bırakıp, onu taşıyan sürücüyü durduramazsınız. Bunun ekonomik akılla açıklanacak bir tarafı yoktur. Bunu yaptığınızda ticaretin önüne fiilen engel koyarsınız.”
“Avrupa’ya açıkça sesleniyoruz: Almanya’da Mercedes-Benz ve MAN, Hollanda’da DAF, İsveç’te Volvo ve Scania, Fransa’da Renault Trucks, İspanya’da IVECO üretiliyor.
Vize engeli ciddi bir çelişki
Biz bu araçları satın alıyor; sizin fabrikalarınıza sipariş veriyor, sizin sanayinize ve istihdamınıza katkı sağlıyoruz. Sizin araçlarınızla, sizin Türkiye’deki yatırımlarınızın ürettiği malları, sizin ülkenize, sizin fabrikanıza, sizin tüketicinize taşıyoruz. Avrupa’daki üretim hatlarınızın ihtiyaç duyduğu parçaları teslim ediyor, dönüşte yine sizin sanayinizin ürettiği malları getiriyoruz. Aracınızı satın alan da, malınızı taşıyan da biziz. Bu ticareti mümkün kılan sürücülerimizin vize engelleriyle karşılaşması ise ciddi bir çelişki yaratıyor.”




